CİNSEL SORUNLARDA EĞİTSEL VE BİLİŞSEL FAKTÖRLER

ERKEN ÖĞRENİLEN DENEYİMLERCinsellik hakkında bilgi kaynakları (aile, diğer yetişkinler ) ön yargılı alışkanlıkların ve gerçek dışı beklentilerin yerleşmesine neden olabilir. Erken öğrenilmiş bu deneyimler, daha sonraki cinsel davranışı büyük ölçüde etkileyebilir.

CİNSEL BİLGİSİZLİK

Örneğin; partnerin uyarılmasını sağlayacak davranışta bulunmamak , bunun cinsel etkinlikteki rolünün önemini bilmemeye bağlı olabilir.

CİNSEL MİTLERE İNANMA

Toplumumuzda konuşmanın tabu olduğu cinsel konularda insanların kendi aralarında konuşmalarından yada çıkarsamalarından geliştirdikleri bir takım inançlar vardır. Bunlar çoğunluklada yanlış veya eksiktir. Bu nedenle bu mevzuları daha bilimsel bir platformda konuşmak ve insanları aydınlatmak gerekir. Cinsel mitler dediğimiz bu tür yanlış inanışlar ve kabullenmeler zaman zaman cinsel işlev bozukluklarına bile sebep olabilmektedir. Bu sitede bu konularda yazarak sizleri aydınlatmaya çalışacağım.

a-CİNSEL ROL BEKLENTİLERİ

Cinsel etkinliği erkeğin başlattığı, erkeklerin daha deneyimli oldukları ve durumun kontrolünü ellerinde tutmazlarsa kolaylıkla öfkelenebilecekleri,kadınların uysal oldukları, cinsel etkinlikten katılımcı olarak hoşlanmadıkları ve sadece doğum kontrolünden sorumlu oldukları şeklindeki stereotipik inanışlardır. Bu inanışlar, cinsel işlev bozukluklarına yol açan önemli sorunlardır ve yaygın olarak bulunur.

b-YAŞ VE GÖRÜNÜM HAKKINDA MİTLER

Yaşlı, çekici olmayan veya sakat kişilerin cinsel etkinlik açısından yetersiz veya ilgisiz olduklarına veya partner bulamayacaklarına ilişkin mitler vardır. Bu sınıflamalardan her hangi birine girdiğine inanan kişiler ya da bu grupta yer alan kişiler ya da tekrarlayan şekilde bu grup içinde bırakılan kişiler “anormal” olarak düşünülecekleri korkusuyla cinsel etkinlikten kaçınırlar.

c-UYGUNSUZ CİNSEL ETKİNLİĞE AİT MİTLER

Uygunsuz cinsel etkinlik hakkında insanların güçlü inançları vardır. (örneğin; menstrüasyon esnasında cinsel etkinlik ya da elle genital uyarılmaya karşı tabular)

d-CİNSEL CESARET HAKKINDA MİTLER Örneğin; penis boyunun cinsel güç ya da cesaret için belirleyici olduğu inanışı, küçük göğüslü kadınların kadınlıklarının yetersiz olduğu ya da çocuklarını emziremeyecekleri inanışı ve belirli bir yaşta ejakulasyon kapasitesinin azalacağı gibi inanışlardır. Elle doyum hakkındaki mitler; cinsel yeterliliği azaltacağı, homoseksüel eğilimlere yol açacağı ya da akıl hastalığına yol açacağı şeklindedir.

e-ERKEK HER AN CİNSEL ETKİNLİĞE HAZIR OLMALIDIR

Bu inanışa göre erkeklerin her an cinsel ilişkiye hazır olmaları gerektiğine inanılır ve bu inanışta beklentiyi artırır. Ve kişinin başarısızlık kaygısı ile beklentisinin yüksek olmasına sebep olur. Böyle bir beklenti ile bir kez başarısız bile olunsa bu başarısızlığın ardından sonraki cinsel ilişkilerde kaygı düzeyini artırır. Böylece tıpkı sınavlar öncesinde yaşanan performans gösterme kaygısına benzer bir şekilde heyecan ve sıkıntı duyulur. Bu durumda çoğunlukla başarısızlığa sebep olur.

İşte bu beklenti yanlış bir beklentidir ve yok yere sıkıntıları artırmanın dışında başka bir işe yaramaz. Herkes o anki fizyolojik durumuna göre ereksiyonda zorlanabilir. Ereksiyonun her an gerçekleşmesi gerektiği beklentisi yanlıştır. Ve zaman zaman ciddi sıkıntılar a sebep olabilir.

f-MASTURBASYON KÖTÜDÜR

Mastürbasyon kötüdür. Bu düşünce Viktorya döneminde mastürbasyon yapanların kötü yada deli olacağına ait söylemlerin ve makalelerin etkisinde ortaya çıkmıştır. Tarihte bu konu günahla ilişkilendirilmiştir. Pek çok kişi bu konuyu konuşmaktan bile kaçınır. Bu konuda sağlık sorunlarına yol açacağı, aşırı mastürbasyonun kişiyi bedensel anlamda zorlayacağı psikolojisini bozacağı söylenir. Olayın günah boyutu ilahiyatçıların tartışacağı bir konudur. Ancak sağlık boyutu ile alakalı kısmını tartışmamız gerekir.

Mastürbasyon yapmak kişinin aklına bir zarar vermez ancak mastürbasyonun düşüncesi ve uygulamasına yönelik uğraşlar dışında başka bir düşüncesi olmamak patlojiktir. Yani günün önemli bir kısmında mastürbasyon düşüncesi varlığı ve normal yaşamında sorunlar oluşturmaya başlaması hali hastalık olarak değerlendirilir. Ancak mastürbasyonun cinsel yaşamdaki ayrı yerini de kabul etmek gerekir. Evli bir insanın (erkek yada kadın) cinsel yaşamının tümünü bozacak şekilde aşırı mastürbasyon yapmak bir sorundur. Ancak zaman zaman cinsel yaşamın renklendirilmesinde faydalı olabilir.

Yani mastürbasyon yapan sapık değildir ancak sınırını iyi bilmek gerekir. Her şeyin abartılısı ruh sağlığını da beden sağlığını da bozabilir.

Kaldı ki bazı cinsel sorunların tedavisinde mastürbasyon haz almayı öğrenme için bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Cinsel kısıtlanma mastürbasyonda da olursa zaten bilgisizlikten kaynaklanan cinsel sorunlara bir yenisi daha eklenir.