ÇOCUKLUĞUMUZ

“Affan Dedeye para saysam Satsa bana çocukluğumu” Dizelerini hatırlamayanımız azdır herhalde. Çocukluk insanın çoğunlukla hep içi sızlayarak andığı zaman dilimlerindendir. O günlerde zaman farklıdır. Algı farklıdır. Objeler farklı algılanır. Etrafımızı çocukça kriterlerle değerlendirir ve erişkin dönemde de o günlere dair hatırladıklarımız hep o sihirli dünyaya ait argümanlarla hatırlarız. Mesela evimizin bahçesindeki incir ağacının incirleri dünyan en büyük incirleridir. Sizin tırmandığınız ağaç o kadar yüksektir ki sizden başka kimse ona tırmanamaz belki de. Yada sizin ağabeyiniz dünyanın en zeki adamıdır. Onun o günlerde keşfettiklerini dünya bir araya gelse yapamaz. Bunlar işin hep pozitif yanları.

Birde başınıza gelen korku veren olaylar vardır ki o günden bugüne yansımaları bir açının merkezden uzaklaştıkça mesafesin açılması gibi büyüdükçe büyür. Bu büyüme etkisiyle geçmişte aslında çok basit ve ufak olan bir olay bu gün ruhumuzun mahzeninde saklı dursa da etkileri zaman zaman gün ışığına çıkarak bizi olumsuz etkiler. Ruh sağlığımız açısından bakıldığında çocukluk çağı travmaları erişkin dönemde etkilerini göstermeleri açısından çok önemlidir. O günlerde yaşanmış basit bir olay bu günlerimizi olumsuz etkileyerek bizi sıkıntılı huzursuz ve gergin yapabilir. Hatta bazılarımız için çok sıradan, doğal ve hatta olması gereken şeyleri bile ertelememize sebep olabilirler. Erişkin döneme ait korkular çoğunlukla bu nevi şeylerdir. Her biri biraz irdelendiğinde çocuklukta birer yansımaları olan durumlardır. Basit korkular yanında kaçınmalara sebep olan olaylarda da bunu sıkça görürüz.

Travmatik yaşantıları fiziksel, ruhsal ve cinsel travmalar alarak üç ana başlıkta toplanır. Bu travma çeşitleri birbiri içine geçmiş şekilde de yaşanabilir. Mesela şiddet kullanılarak gerçekleştirilmiş bir taciz yada tecavüz girişimi bu anlamda bu mevzuyu en iyi anlamamız sağlayacak örnektir. Fiziksel şiddet, ruhsal anlamda yaşanmış çaresizliğin getirdiği kaygılar ve cinselliğinizin isteğiniz dışında zorla kullanılmasını getirdiği örseleyici yaşantı. Tüm bunlar hep birlikte insanı onulmaz bir yarayla ruh dünyasının derinliklerinden yaralayacak olumsuzlukları yaşatan ciddi sorunlardır. Cinsel taciz ve tecavüz girişimi yaşamın her anında ciddi bir travma olarak yaşanan bir durumdur. Ancak erişkin dönemde bununla mücadele etmek çok daha kolay olacaktır. Çocuklukta yaşanmış bir travmatik deneyim yaşamın ilerleyen zamanlarında ruhun labirentlerinden çıkacak ve olumsuzluklara sebep olacaktır. Basit bir örnekle açıklayayım. Çocukluğunda mesela 10 yaşlarında cinsel bir saldırıya maruz kalan bir genç kız evlendiğinde yaşayacağı cinsel deneyimle o olayı birleştirdiğinden cinsellikten kaçınabilir. Beraberlik gerçekleşeceği anda geçmiş deneyimin olumsuzlukları ile ya cinsellikten kaçınan bir kadın yada ömür boyu cinselliği bir travma hatırlatıcısı olarak yaşadığı için ondan zevk almayan biri olarak karşımıza çıkar.

Yine çocukluk çağından yaşanılmış korkular erişkin dönemde karşımıza çıkacaktır. Karanlıktan korkan bir insan yada aşırı köpek korkusu olan birinin yaşamında biraz derine inilse çocuklukta yada geçmişte yaşanılan bir travmanın izleri izlerine rastlanılacaktır. Bunu her zaman bilinçli bir şekilde hatırlayamayabiliriz. Ama bu izler çoğunlukla iyi bir psikiyatrik muayene ile keşfedilecek ve travmanın izleri tamir edilmeye çalışılacaktır.

Her şeye rağmen çocukluk anılarımız algımızın da farklı olması nedeniyle çoğunlukla güzeldir. Şimdi burada hepimizin çocukluğuna bir geri dönüş olmadı mı? Şu soruyu sormadık mı? Affan dedeye para saysak hakikaten çocukluğumuzu bize satar mı? Kim bilir belkide çocuklarımıza paramızla satın almaya çalıştığımız kendi çocukluğumuzdur.