DOĞUM SONRASI DEPRESYON ; KADERİN BEKLENMEYEN CİLVESİ

Doğum yapmak, anne olmak bir kadının hayatındaki en önemli evrelerden biridir. Heyecanla beklenen 9 aylık bir süreç sonunda, doğumla birlikte yeni annelerin önemli bir kısmında (%50-80) , beklenen mutluluğun aksine dalgalanan bir ruh durumu ile birlikte ağlamaklı bir hal görülebilir. Annelik hüznü (baby blues) denen bu durum genellikle doğumdan sonraki 3. ve 4. günlerde ortaya çıkar ve 1 – 2 haftaya kadar sürebilir. Annede genellikle yorgunluk, ağlama hissi, kaygı, uyku bozukluğu, konsantrasyon güçlüğü, alınganlık görülebilir. Annelik hüznünün, muhtemelen doğum sonrası östrojen ve progesteron hormonlarının ani düşüşü nedeni ile olabileceği düşünülmekte ve anneliğe bir geçit olarak kabul edilmektedir. Böyle bir durumda endişeye gerek yoktur, bu hal hormon seviyelerinin normal dengelerine dönmeleri ile son bulacaktır. Ailenin durum hakkında bilgilendirmesi ve yeterli desteğin verilmesi dışında herhangi bir bir tedavi gerekmez. Bu semptomlar 2 – 3 hafta içinde kendiliğinden azalarak kaybolur. Eğer bu belirtiler 2 – 3 hafta içinde kaybolmuyor, ağırlaşıyor veya intihar düşünceleri, bebeğe bakmakta yetersizlik de ekleniyorsa bu duruma doğum sonrası depresyon ( postpartum depresyon ) adı verilir.

Doğum Sonrası Depresyon ve Nedenleri; Doğum sonrası depresyon annelik hüznü ile aynı belirtileri (değişken ruh hali, mutsuzluk, uykusuzluk, huzursuzluk) ama daha yoğun bir şekilde içerir. Doğum sonrası depresyonda anksiyete (kaygı) çok daha fazladır. Örneğin bebeğin sağlığı ve iyiliği için anneler çok daha fazla , abartılı endişe hissederler. Bu endişeler bazen kendine veya bebeğe zarar vereceğine dair takıntı haline dönüşebilir. Doğum sonrası depresyon daha önceden geçirilmiş kaygı bozukluğu, depresif atak, sosyal desteğin eksik olması, stresli yaşam olayları, evlilik problemleri, annenin evliliğinden memnuniyetsizliği, düşük sosyo-ekonomik koşulları, istenmeyen gebelik durumlarında daha sık görülür. Ortalama görülme oranı % 10 – 20 dir. Gebelik ve doğumda var olan hormonların ani düşüşlerinde depresyonu tetiklediği bilinmektedir. Örneğin; doğumdan sonra yumurtalıklarından salgılanan östrojen ve progesteron hormon düzeylerinde ciddi bir düşüş olur. Yine tiroid hormonu seviyelerindeki değişikliklerinde yorgunluk ve çökünlüğe yol açar.

Belirtileri;

-Nedensiz, yoğun bir üzüntü hali -Tükenmişlik hissi veya uyku sorunları (çok fazla veya yetersiz uyku ) -Değersizlik hissi ya da suçluluk duyguları -Sinirlilik ve bebeği ret duyguları -Çocuğun geleceği açısından aşırı kaygı hissetme -Çocuğun bakımı ile yetersizlik -İstek ve ilgi kaybı -İştah değişiklikleri -Durumun düzelmeyeceğine dair olumsuz hisler -Aktivitelere karşı ilgi kaybı -İntihar düşünceleri

Bu belirtiler doğumdan sonraki 2.8 haftalar içinde başlar.En az 2 hafta en fazla 1 yıl sürer.Tedavi görmeyen kadınlarda 3 ay – 1 yıl arasında kendiliğinden düzelir.

Neler yapılmalı?

Bu sürecin normal bir durum olmadığı, bir şeylerin yanlış gittiği kabul edilmeli ve yaşanan durum ile ilgili konuşmaktan kaçınılmamalı. Aileden, yakınlardan bebeğin ve varsa diğer kardeşlerin bakımı , evin düzeni gibi diğer işler için yardım istenmeli. Babayı bu hastalık hakkında bilgilendirip, onun da gerek bebeğin bakımında gerek annenin tedavisinde aktif rol alması sağlanmalı. Anne bolca dinlenmeli, sağlıklı beslenmeli, açık havada yürüyüş yapmalı, kendine zaman ayırmalı Bazen tüm destekleyici tedaviye rağmen hastalık belirtileri daha da şiddetlenebilir, o zaman psikoterapi , antidepresan ilaçlar gibi diğer tedavi yöntemleri düşünülür.